Ana içeriğe atla

Yeryüzünde Kur'ân'ı yaymak mı,
yeryüzünden Kur'ân'ı silmek mi?


türkiye'de matbû mushafa 1875'e kadar razı olunmamıştır. sultan abdülhamid, 1875'te ahmet cevdet paşa'yı matbû mushaf için vazifelendiriyor. bu teşebbüsün sebebi olarak, rum ve ermeni matbaacıların mushaf-ı şerif tab' etmeye kalkışmaları öne sürülür. iddiaya göre gayrımüslimlere mani olmak için bu işe girişilmiştir. bu da efrâdını cami ağyarını mani bir surette tetkik edilmeye muhtaç bir meseledir. türkiye hangi şartlarda, niçin matbû kur'ân-ı kerîm'e geçmiştir? matbû mushaflardan sonra esas büyük darbe, kur'an hurûfûtının terk edilip latin harflerine geçilmesidir. vurulan bu darbeden sonra yetişen nesiller kur'ân-ı kerîm ile mushâf-ı şerîf’in farkının ne olduğunu bilemeden büyüyorlar. kur'ân-ı kerîm’in itikatla alakalı hususiyetlerini, meselâ onun rabbimizin ezelî ve ebedî ilminden bir cüz olduğu gibi, bilmiyorlar. türkçenin kur’ân harfleriyle yazılmayışı, yeni nesillerin her gördükleri kur’an hurûfâtını arapça zannetmeleri gibi bir garabeti doğurdu. bugün, yaz tatillerinde câmiye kur’ân kursuna gitmeyen çocukların kur'ân-ı kerîm’i tanıma konusunda avrupada büyüyen bir çocuktan pek bir farkı olmuyor. bizler, kur'ân-ı kerîm elinden alınmış insanlarız. kur'ân-ı kerîm’lerin toplatıldığı, ele geçmesin diye saklandığı, gömüldüğü günleri çok canlı hatırlayanlar hâlâ aramızda yaşıyor. ben de babaannemden defaetle dinledim, polisten gizlice nasıl kur'ân-ı kerîm tâlim etmeye gittiğini. ancak bunları yaşamış bir millet olarak, tekrar kur'ân-ı kerîm elimizden alınsa veya alınmaya teşebbüs edilse buna karşı ne yapacağımızı bilemiyoruz. herhangi bir tedbirimiz de yok. bugün sudanlı, moritanyalı, somalili bir müslümanı kur'ân-ı kerîm’den kopartmak için omuzunun üstünden başını almanız gerekir. çünkü onların, hem yazmak hem okumak konusunda hâfızlıkları var.

burada, tedbir almaktan da öte işi daha da güzelleştirip ileri götürmek bizim boynumuzun borcudur diye düşünüyorum. somali’den, sudan’dan, moritanya’dan hocaları türkiye’ye getirip onların metotlarıyla hâfız yetiştirmek ve onlara arapça ve rika’ hattı öğretmek bizim için hem tedbirdir hem de işi güzelleştirip kur'ân-ı kerîm’le irtibatımızı koparmak isteyenlere karşı set üstüne set koymaktır. yine aynı minvalde, afrika’daki müslümanlara rika’ öğretecek, el yazması mushaf tertip edecek hocaları ve bununla ilgili malzemeyi tedarik etmek bizim borcumuzdur. inşallah biz türkler, türkiye’de hâkim bir mevkii elde edersek dünyadaki hâfızların hepsine; hem okuryazar hâfızlara hem okuryazamaz hâfızlara, derecesine göre maaş bağlayacağız.

Mehmet Raşit Küçükkürtül
(Aşkar 37'den)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…

AŞKAR 40 İÇİNDEKİLER

ŞİİR SÖZÜN KALDIĞI YER/İdris Ekinci KIRKIN ŞİİRİ/Aziz Mahmut Öncel BELKİ DERDİMİZE ÇARE BİR ÇİÇEK/İrfan Dağ YAŞ OTUZ ŞİİRİ/Dursun Göksu TEKÂSÜR/Mustafa Melih Erdoğan KESİK DİL/Yavuz Ertürk GÖZENEKLİ HAKİKAT/Yunus Emre Altuntaş KIRIK YAZ/Eyüp Aktuğ TAHAMMÜL/Ali Yılmaz DİRİM/Eray Sarıçam PROSPEKTÜS/Çağrı Subaşı RAY TEMİZLEYİCİSİ/Hikmet Çamcı BARBARLARIN BULUŞMASI/Yasin Fişne ASIL SANA ÇARPIM TABLOSU /Burak Coşkun YALANCI/H. Samet Koparan YA DA NE BİLEYİM/Samed Polat BENDEKİ ESMERLİK GÜL HASTALIĞI KARASINDAN/Merve Parlak 40 AŞKAR/Özgür Ballı
ÖYKÜ ISKA/Elif Genç YAPRAĞIN DÜŞTÜĞÜ DAL/İsmail Demirel SİZ ÜNLÜSÜNÜZ HABERİNİZ YOK MU?/Mustafa Alpay HIRSIZ/Hatice Aydın
SÖYLEŞİ Nergihan Yeşilyurt ile "Otamatların Marşı" hakkında/Özgür Ballı
TAARRUZNAME TWITTER TEKKESİNDEN İRŞAD OLUNUR MU? ŞİİR BUNA NE DER?/ Mustafa Melih Erdoğan KALANLAR/Aziz Mahmut Öncel ORADA MERHAMET VARMIŞ/Atakan Yavuz DÜŞERKEN ÖĞRENDİĞİMİZ YASALAR/Yunus Emre Altuntaş
MESÛLİYET MESELESİ İSMET ÖZEL'İ ANLAYAMASAK MI?/…