Ana içeriğe atla

"Neden hiç kimse bu işin başı Türklerdir demiyor?"


Müslüman olsun, kâfir olsun herkesi zor durumda bırakan, herkesi dünya hayatı itibariyle sıkıntıya sokan, bunaltan bir işleyiş, bir düzen var. Bu bir hâkimiyet düzeni. Dünyada birileri bir şeye ve başka birilerine hâkim. Bu hâkimiyet, hâkimiyet altında olanları hayra yöneltmiyor. Şer içinde kalmalarını zorunlu kılıyor. Bu hâkimiyet bir finans hâkimiyeti aslında. İnsanlar parayla her şeyin halledileceği fikriyle hareket ederek bu hâkimiyetin isabetli olduğunu teyit ediyorlar. Evet, her şey parayla halledildiğine göre paranın hâkimiyetinde bir zarar yok. Bütün mesele parayı ele geçirmekte, sıkıntı parasızlıktan doğuyor, insanlara paraları dağıtırsan eşit olarak, hiç kimsede zorluk falan olmayacak sanıyorlar. Böyle bir cehalet içinde debeleniyor insanlar. Ya da başkalarının aleyhine kendilerini servet sahibi kılarak sıkıntılarını, dertlerini hafifleteceğini düşünüyor insanlar. Bu bir mekanizma, bir işleyiş biçimi. Bu işleyiş biçiminden insanlar başlarını salim tutabilirler mi? Eğer tutabilirlerse nasıl bir gelecek insanları bekliyor? Bu konuda ciddi bir tecrübe yaşandı. Dünyada Fransız İhtilali’nden sonra bir Rus İhtilali çıktı ve bu Rus İhtilali’nin sonunda, nasıl Fransız İhtilali’nin sonunda bir burjuva hâkimiyeti esas olduysa Sovyet hayatıyla beraber de bir parti hâkimiyetinden doğacak bir ümit yaşatıldı. Ama hepinizin bildiği gibi Sovyet deneyimi 1990 yılında sona erdi. Ondan sonra tarihin sonunun geldiğini iddia eden düşünürler çıktı. Kapitalizmin ebedi bir düzen olduğu, dolayısıyla artık tarihten bahsedilemeyeceği fikri birilerinin hoşuna gitti. Bu anlayış neden doğdu? Kapitalizm deyince bizim aklımıza alternatif olarak neden Sosyalizm geliyor? Neden hiç kimse bu işin başı Türklerdir demiyor? Çünkü bu bir kere anlaşıldığı zaman dünyada tek bir millet olarak bildiğimiz küfür geri adım atmış olacak. Belki ciddi bir yarayla uğraşmak zorunda kalacak. Hayvani hayatlarına yeni bir buut eklenmiş olacak.

İsmet Özel
17 Ramazan 1436, Konya
(İstiklâl Marşı Derneği)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…

AŞKAR 40 İÇİNDEKİLER

ŞİİR SÖZÜN KALDIĞI YER/İdris Ekinci KIRKIN ŞİİRİ/Aziz Mahmut Öncel BELKİ DERDİMİZE ÇARE BİR ÇİÇEK/İrfan Dağ YAŞ OTUZ ŞİİRİ/Dursun Göksu TEKÂSÜR/Mustafa Melih Erdoğan KESİK DİL/Yavuz Ertürk GÖZENEKLİ HAKİKAT/Yunus Emre Altuntaş KIRIK YAZ/Eyüp Aktuğ TAHAMMÜL/Ali Yılmaz DİRİM/Eray Sarıçam PROSPEKTÜS/Çağrı Subaşı RAY TEMİZLEYİCİSİ/Hikmet Çamcı BARBARLARIN BULUŞMASI/Yasin Fişne ASIL SANA ÇARPIM TABLOSU /Burak Coşkun YALANCI/H. Samet Koparan YA DA NE BİLEYİM/Samed Polat BENDEKİ ESMERLİK GÜL HASTALIĞI KARASINDAN/Merve Parlak 40 AŞKAR/Özgür Ballı
ÖYKÜ ISKA/Elif Genç YAPRAĞIN DÜŞTÜĞÜ DAL/İsmail Demirel SİZ ÜNLÜSÜNÜZ HABERİNİZ YOK MU?/Mustafa Alpay HIRSIZ/Hatice Aydın
SÖYLEŞİ Nergihan Yeşilyurt ile "Otamatların Marşı" hakkında/Özgür Ballı
TAARRUZNAME TWITTER TEKKESİNDEN İRŞAD OLUNUR MU? ŞİİR BUNA NE DER?/ Mustafa Melih Erdoğan KALANLAR/Aziz Mahmut Öncel ORADA MERHAMET VARMIŞ/Atakan Yavuz DÜŞERKEN ÖĞRENDİĞİMİZ YASALAR/Yunus Emre Altuntaş
MESÛLİYET MESELESİ İSMET ÖZEL'İ ANLAYAMASAK MI?/…