Ana içeriğe atla

TAARRUZNÂME


KALANLAR: DERGİLERDE ŞİİR
Aziz Mahmut Öncel-1 / Dursun Göksu-2
-1-
ŞİİR ATI NEDİR?
Aşkar yedi yıldan uzun bir süredir yayın hayatında. Ancak bize şiir gönderenlerin bir kısmı Aşkar’ın şiirde neyi öncelediği konusunda pek bir bilgi sahibi değiller. E-posta adresimize düşen şiirlerin bazıları yayınlanmayı hak ediyorken birçok şiir –ve ya şiirimsi demeliyiz sanırım- uygun cevap verilerek yayınlanmıyor. Tabi ki umut vaat eden şairlerle görüşülerek yazmaları teşvik ediliyor. Aşkar’a şiir gönderecek arkadaşlara bazı tavsiyelerimiz var. Öncelikle şunu belirtmeliyim bu tavsiyelerde bulunmayı iletişim kurduğumuz bazı arkadaşların tavırları belirledi. Bu tavsiyelerimizin ardından Aşkar’dan bazı şiir örnekleri vereceğiz. Konumuz tabi ki dergilerde şiir, düşünüyorum ki bu Aşkar’la benzer görüşteki diğer dergiler içinde geçerli.
...
-2-
ŞAİR YİRMİSEKİZ YAŞINDA
Özgür Ballı’nın son şiirine inanırsak; ki neden inanmayalım, yaşı otuz altı olmuş. Ben bu şiiri yazarken/altı otuz yaşındayım diyor. Altı otuz yaşında olmak acaba kaça tekabül ediyor. Başta söylediğimiz otuz altıya mı yoksa altı tane otuz yani yüz seksene mi? Şaka bir yana ben Özgür Ballı’yı ilk okuduğumdan beri onu yirmi sekiz yaşında sayıyorum. Yirmi sekiz yaşı bana kalırsa genç şairliğin sonu. Yirmi sekizden sonra artık devrilmiş oluyorsunuz şair olarak. Özgür Ballı’nın şiiri genç işi ama. Türk şiirinde gerçi otuz altı yaşında pekâlâ genç şair olunuyor. Ama Özgür Ballı’nın buna ihtiyacı yok. Şiirindeki ses her zaman genç birini hatırlatıyor bana. Henüz çılgınlığını ve aykırılığını yitirmemiş. Doymuş bir ses değil bu arayan, uman, duyan bir ses. Özgür Ballı’yı belki de bu yüzden yirmi sekiz yaşında sayıyorum ben. Şiiri yaşına endeksli değil yani.
...

DEVLET BABANIN MEMELERİNDEN EMDİĞİMİZ SÜT BURNUMUZDAN GELİR Mİ?
İrfan Dağ
Allah’ın ve devletin dibinde insanlar
onu barutla karıştırıyor
ve zerdali çiçekleriyle
İsmet Özel ‘Yaşamak Umrumdadır’ şiirinde eşref-i mahlûkat olarak konumlandırılan insanın modern kurmaca karşısında kendini düşürdüğü durumu izhar etmektedir. Yukarıdaki dizelerde, uydurulmuş olan modernizmin karşısında insana iki seçenek olduğu hatırlatılmaktadır; birincisi mutlak yaradan Allah, ikincisi zaman zaman Allah’a şirk koşma yanlışında bulunan devlet. İfade ettiğim cümlelerin sertliğinin farkındayım. Şirk koşmak, Allah’ın, büyük günah olduğundan ikazda ve günahın affa uğramayacağı konusunda net olarak beyanda bulunduğu bir konudur. Devlet, kendini insanın üstünde gören modern devlet, şirke düşme fenalığını kendine neden yapmaktadır?
...

ŞAİRİN DİNİ İMANI
Yunus Emre Altuntaş

Şair söyleyecek sözü olandır veya şiiri ile bir şeyleri dert edinendir. Bu böyledir ve böyle de olmalıdır. Dert edindiği şeyin de elbette önemi vardır. Şair ilâ nihaye tüm değer ve kurallardan bağımsız değildir ve olamaz. Bizler öncelikle insanız, Müslümanız ve bu milletin parçasıyız. Tarihten ve bugün yaşadığımız ortamdan ayrı veya bağımsız değiliz. Şair olarak Kuran’ın hükümlerine tabiyiz. Şuara suresinde geçen şair tanımı ve şairlerin hangi şartlarda Allah’ın esenliğini kazanacakları açıkça belirtilir ve biz de bu hükümlere tabiyiz. “Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler. Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir” Şuara 224-227 Bunu en baştan belirtiyorum ki meselenin yol alacağı güzergâhta akıl karışıklığı yaşanmasın.
...

MUSTAFA KUTLU HİKÂYELERİNDEN BİR TOPLUM OKUMASI
Feyza Gönüler

Edebiyata bağlı kalmaksızın sanat eserlerinin tümünde bulunan dört unsur vardır: sanatı ortaya koyan kişi, sanatın muhatabı, sanatın kendisi ve sanatın içinde yer aldığı toplum. Kuramcılardan bir kısmı ortaya çıkan eserin kaynağının izlerini sanatçının hayatında ararken, bir başka grup eleştirmen sanatın okur merkezli olabileceğini savunabilyor. Antik Yunan'ın Yansıtma Kuramı'ndan itibaren edebiyatın da asıl kaynakları bir muamma halinde günümüze dek gelmeye devam etmiştir. Bu kuramlardan bazıları (yansıtma, Marksizm, sosyolojik) sanatçının mutlak surette içinde bulunduğu toplumdan faydalanıyor olduğunu ileri sürmektedir. Ben de edebiyatın bu dört unsurun hiçbirinden bağımsız olamayacağını düşünmekle birlikte eserin özellikle sanatçının deneyimleri ve kültürel ögeleri olmadan okunamayacağını düşünüyorum.
...

BENCE
Özgür Ballı

*bence, merhaba.
* bence kitaplardan sonra yapılan söyleşiler hep aynı sorularla yapılıyor. şaşırtan bir soru olmuyor pek. dolayısıyla şair kendi söylemek istediklerini bir yolunu bulup söylüyor, o yüzden sorular çok kısa cevaplar çok uzun.
*bence şairlerle ilgili yapılan dosyalar genelde övme amaçlı. içinde eleştiri de barındıran dosya yok denecek kadar az. yeni bir şey söylemekten ziyade şöyle iyidir böyle şahanedir şöyle kuşağının önemli ismidir’e gidiyor dosyalar, ben de yaptım zamanında ama artık yapmam.
...

(yazıların devamı aşkar 33'de)


Bu blogdaki popüler yayınlar

“BEN SENİ SONRA ARARIM” VE “PASLI ÇİÇEK” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

İdris Ekinci sordu, Özgür Ballı ve İrfan Dağ cevapladı.
Ben Özgür Ballı’nın şiirlerinde hep bir içtekileri dökme, açığa vurma görüyorum. Bunu hep cins bir dil kullanarak yapıyorsun, burayı biraz anlayabiliyoruz. Tekrar geri toplamaya çalışsan, bize hangi yolu tercih edeceğini anlatabilir misin?
Sanırım bildiğim tek yol bu. Yani aslında dökerken toplamak gibi, farkına varmak gibi sevgili Hocam. Kabullenmek gibi, biraz daha acıtarak yazarken, okurken biraz daha iyileşerek belki. Tekrar geri toplamaya çalışsam ne kadar başarılı olabilirim, bir kere dökülen şey, nasıl toplanırsa toplansın, değişmiş, bozulmuştur belki biraz değil mi? Tekrar geri toplamaya çalışmıyorum, dökülen dökülsün, kalanlar bana yeter, yetiyor. Hayat böyle bir şey değil mi zaten, hayat bunların toplamı değil mi? Bak burada da bir iç döküş yaşanıyor belki şimdi, şu anda yani. Geri toplamaya gerek var mı sence?
Bence her şey olduğu yerde kalsın. Biraz içe dönük hayatına değinmek istiyorum. Senin açından içinde bulunduğun ha…

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…