Ana içeriğe atla

MESÛLİYET MESELESİ


VAROLUŞUN KESKİN SINIRLARI
İsmet Özel Okumaları -2-
İdris Ekinci
“İnsan için varoluş denilen şey
sıkıntıları sebebiyle eğlence yüklüdür.”
Çizgileri Silik Sınırlar
Doğrudur; birçok şey bilmekle başlar. Bilmek harekete geçmenin, yaşamanın, eylemenin ya da geri durmanın, çekilmenin, tavır almanın, susmanın yaslandığı zemindir. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” uyarısı hayatın manasına doğru bir yöneliş gerçekleştirilebilmenin temel saiklerindendir. Fakat bilmek kendi başına bir değer taşıyacak kadar güçlü bir yapıya sahip değildir. Yani bilginin kaynağı, bilgiyi algılama ve kullanma usulü de en az bilmek fiili kadar bir öneme sahiptir. Neyi bileceksin? Nereden bileceksin? Bilince ne yapacaksın? Bu soruların cevapları sahih ve sağlam bir zemine dayanmıyorsa, bilmek bir imkândan öte sıkıntının, meselenin, bozulmanın, çürümenin merkezi haline dönüşebilir. İsmet Özel bu noktada öyle bir cümle sarf eder ki, bu cümle bilme fiilinin nasıllığına dair akılları yeniden sarsıcı bir düşünme eylemine sevk eder. O meşhur cümle şudur: “Cehaletten kurtulmanın yolu bazı şeylerin cahili olmaktan geçer.” Bu cümle yaşadığımız şu zaman dilimi içinde öyle bir önem taşımaktadır ki, işte bu yazının izah etmeye çalışacağı mesele de budur.
...

YAŞAYABİLMEK ÖLEBİLMEKTİR
Ferhat Nabi Güller
“Batarsak güneşler olarak batabilelim”
İ. Özel
Biz Müslümanların tavır ve davranışlarına, hal ve hareketlerine yön veren en temel duygu kuşkusuz ahiret duygusudur. Yani biz bu dünya da olup biten ne varsa yarın hesap gününde bu yapıp ettiklerimizin karşımıza çıkarılacağı düşüncesi ile hareket ederiz. Eğer hal ve hareketlerinde böyle bir hassasiyet tecessüs etmiyorsa biz böyle birisine bu nedenlerden dolayı Müslüman olarak kıymet ve ehemmiyet vermeyiz.
...

NEF VAR KENEF VAR
KEFEN VAR NEF'Î VAR
Yağız Gönüler

"Allahü teâlâ cemildir, cemal sahiplerini sever" hadis-i şerifini şiar edinen Türkler, yaptıkları evlerini tekebbürden uzak tutmak için tarih boyunca özen göstermişlerdir. Ev alma derdinden uzak, komşu almaya yakın bir hayat görüşünden taviz vermeden, kuşlara dahi ev yapma inceliğini korumuşlar ve doğanın suyuna gidecek evler inşa etmişlerdir. Bu evlerde salona, oturma odasına yer yoktur; misafir gelir ve umduğunu değil bulduğunu yer. Toksa sedire geçer, açsa yer sofrasına: "Yemek yerken yaslanmam! Ben Allah’ın kuluyum; kul nasıl yerse öyle yer, öyle otururum." [Buhari]
...

(yazıların devamı aşkar 33 de)

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…