Ana içeriğe atla

DİKİNE PARALEL


TERZİLER ŞARKDEMİR’E GELDİLER, N’OLUR BİR KEZ DE SANA GELSELER

Aziz Mahmut Öncel - Mustafa Melih Erdoğan

“Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız.”
Aziz Mahmut: Dünya karşısına kök ve özden mahrum olmadan yeni biçimler ile çıkmaktan ve şairin konumundan bahseder Edebiyat Yazıları I kitabında Sezai Karakoç. Pergünt üçgeninden bahsederken kurduğu şu cümle önemlidir; “Sanatta durma, sanatçının kendisini bulamamacasına yitirmesidir.” Şarkdemir, modern şiirden bahsederken Batılı devinimini anlatır. “Batılı şairin tutunduğu değerler, yok etmeğe çalıştığı geçmişin tecrübesiyle birdir. Gelenek onun içinde hem hayat bulduğu, hem hayatından olduğu zemindir. Bir anlamda gelenek, kendi içinde bir kırılmalar zinciridir; keza her yeni akım, geçmiş-şimdi-gelecek çizgisi içinde, ancak kendinden öncekinin saltanatını devirdiği takdirde meşruiyetini ilan edebilir. (……..) Ancak Batıda hiçbir zafer kesin ve mutlak değildir...

Mustafa Melih: Kök ve Öz meselesi önemli. Şiirlerin kalıcılığı ve edebiyatımızda yaktığı ışık açısından önemli. Bir noktaya temas edebilmesi sebebiyle önemli. Popüler dille günümüzdeki cazip noktalara değinerek yazılmak istenen şiirler sadece okuyucunun zihninde anlık parlamalar bırakıyor ve kayboluyor. Hiç bir şairin tüm şiirleri kalıcı değildir fakat şair bunu bahane ederek, kalıcılıktan da vazgeçmemelidir. Özellikle modern epiği tam olarak kafalarda oturtamayanlar ya da genişletme hayaliyle çok fazla anlam yüklemek isteyenler hedefi ıskalamaktan öteye gidemiyorlar maalesef. Geçen konuşma, modern epiğe genel bir giriş niteliğindeydi. Bazı isimlerden bahsetsek de tam anlamıyla modern epik üzerine kafa yoran şairlere değinemedik. Madem girişte Hakan Şarkdemir’den bir alıntıyla başladın, devam edelim....

(Yazının Devamı Aşkar 32'de)

Bu blogdaki popüler yayınlar

“BEN SENİ SONRA ARARIM” VE “PASLI ÇİÇEK” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

İdris Ekinci sordu, Özgür Ballı ve İrfan Dağ cevapladı.
Ben Özgür Ballı’nın şiirlerinde hep bir içtekileri dökme, açığa vurma görüyorum. Bunu hep cins bir dil kullanarak yapıyorsun, burayı biraz anlayabiliyoruz. Tekrar geri toplamaya çalışsan, bize hangi yolu tercih edeceğini anlatabilir misin?
Sanırım bildiğim tek yol bu. Yani aslında dökerken toplamak gibi, farkına varmak gibi sevgili Hocam. Kabullenmek gibi, biraz daha acıtarak yazarken, okurken biraz daha iyileşerek belki. Tekrar geri toplamaya çalışsam ne kadar başarılı olabilirim, bir kere dökülen şey, nasıl toplanırsa toplansın, değişmiş, bozulmuştur belki biraz değil mi? Tekrar geri toplamaya çalışmıyorum, dökülen dökülsün, kalanlar bana yeter, yetiyor. Hayat böyle bir şey değil mi zaten, hayat bunların toplamı değil mi? Bak burada da bir iç döküş yaşanıyor belki şimdi, şu anda yani. Geri toplamaya gerek var mı sence?
Bence her şey olduğu yerde kalsın. Biraz içe dönük hayatına değinmek istiyorum. Senin açından içinde bulunduğun ha…

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…