Ana içeriğe atla

Mesûliyet Meselesi


İsmet Özel Okumaları -1-

İdris Ekinci

“Gerçek ve hakikat insanların kalbine sinsice yerleştirilemez.”
“Hakk olanı ifade etmenin
hakk olanı ifade etmekten başka amacı yoktur.”

Türkiye’nin gelmiş olduğu yer, taşıdığı misyon ve dünyanın şekillenmesindeki
konumu belki de hiç bu kadar karmaşık, kaotik bir durum arz etmemişti. Dünya
siyasetinin, gücü elinde bulunduran odakların ya da elinde güç bulunduran odakların
Türkiye’ye karşı umursamaz bir tavır takınması elbette ki düşünülemezdi.
Bu yapıda ortaya çıkan düşünce gayretleri karmaşanın ve kaotik durumun giderilmesi
için harekete geçti. Türkiye için veya Türkiye adına üretilen bu düşünceler
farklı birçok kaynak, görünüm ve usülle hareket ederek yürünmesi gereken yolun,
varılması gereken hedefin de işaretini veriyordu. Mesele çok zor, karmaşık ve değişkendi.
İsmet Özel yetmişli yılların ortasında kendi deyimiyle “ihtida ettiğinde”
açılan bütün kanalların neredeyse tepesinde bir noktadan olan biteni tahlil etme
gayreti içine girdi. İhtidanın ilk yıllarında yeni tanıştığı ortamların atmosferini
soluyan Özel, çok kısa bir zaman dilimi içinde kendi iklimini oluşturmanın gerekliliğini
fark ederek düşüncesinin yapıtaşları diyebileceğimiz eserlerini takipçileriyle
paylaştı.
...

TÜRKLÜK, KONFORMİST TUTUMU
REDDETMEKTİR

Ferhat Nabi Güller

Düşünce dünyasının nam salmış ifadeleri düşünceye ve düşünmeye vakit ayırmayan
“ahali” tarafından kolay bir şekilde kabul görmektedir. Ahali’nin bu tutumu,
herkes gibi hayatını yürütüp, herkes gibi hayatın içinden çekilip gitme düşüncesizliğinin
bir uzantısı olarak yerleşip kabul görmektedir. Bu hayat tarzının hayatın
içine hâkim olmasının gerekçelerinin başında “doğru” ile “yanlış” mefhumunun
irdelenmemesi ve hayatının ne ölçüde şekilleneceği noktasında bir düşünce ve
davranış tarzı geliştirmemesidir. Doğru ile yanlış kavramını ıskalama metodu
yanlış davranış tarzının şekillenmesine, bu hareket ve davranış tarzının kökleşmesine
zemin oluşturarak düşünceden kaçma hastalığının kucağına düşürmektedir.
...

KARACAOĞLAN'A LAİK, YUNUS
EMRE'YE HÜMANİST DİYENLERE:
BİZDE GÂVURA GÂVUR DERLER!

Yağız Gönüler
"Yunus’tan Karacaoğlan’a kadar geçen zaman boyunca Türk
milletinin doğuşunun hikâyesini anlayabilir ve anlatabiliriz.
Karacaoğlan bizim millî varlığımızın senedidir. Yunus Emre
bizim millet oluşumuzda çakmağı çakan kişidir."
- İsmet Özel, Üryan Geldim Gene Üryan Giderim,
28 Eylül 2013 Cumartesi, Ankara

Aylardan en şereflisi olan Ramazan'ı geride bıraktık. Biz Türkler bu aydan sadece
"Ramazan" diyerek söz etmeyiz. "Ramazan-ı Şerif" deriz yahut "Ramazan ayı"
deriz. Çünkü biz Türkler diliyle dinini birbirinden hiçbir şekilde ayrı tutmamış
bir milletiz. Konumuza girmeden önce neden Ramazan ayından söz açtığımı belirteyim.
Bu ay maalesef birçok dolmanın millete yutturulduğu aylardan da biri.
Geçtiğimiz yıl neredeyse sakız çiğnemenin orucu bozmayacağı telkin edilirken
-kimse bu zata haddini bildirmemiştir bile- bu yıl da yine her yıl olduğu gibi televizyon
programlarından barış, kardeşlik ve huzur içerikli hikmetli sözler aktarıldı
durdu. Buna bir itirazımız yok. İtirazımızın olduğu şey, bu hikmetli sözler içine
dâhil edilen büyük isimlerin türlü sıfatlarla anıla gelmesi ve akabinde yine millete
yeni dolmaların yutturulmaya kalkılmasıydı.
...

MY EYES ARE YOURS
AND MY HEART IS TOO

Hikmet Çamcı

Merkezden Kaç/Merkezde ne var?
Bu yazıyı kaleme almamız mesuliyet haliyle alakalı olsa da yazının başlığının
İngilizce oluşu yazının konusu olmasını tasarladığımız kişioğlunun birbirini anlama,
hakikati ortaya çıkarma hali önyargısı vardı. Bu önyargı gark olduğum bir
düşünme döneminde ortaya birdenbire çıkıverdi. İlginç bir başlık olsun kaygısı
değildi bu. İşin tuhaf yanı zihnimiz o kadar bulanık ki, bu tümce aklıma İngilizce
geliverdi. İngilizce öğrenme gayretimden mi kaynaklandı bilemem. İlk önce İngilizce
bir başlıkla Türkçe yazı yazmak bana biraz kibirli bir hareket olarak geldi.
Tereddütlerim oldu. Kelimeler diyorum efendim kelimeler; insanın anlamak için
ürettiği; Âdem’in meleklere kendini kabullendirmek, imtihanını geçmek için kullandığı
gücü; insanların birbirini anlamada ve anlamama da kullandığı kelimeler
ben hangisini seçersem seçeyim karşıdakinin merkezine girmediğim sürece beni
anlamayacaktı. O zaman ikinci başlıktan vazgeçtim “merkezden kaç”.
...

TÜRKÇENİN DE MUTLU GÜNLERİ

Behçet Kemal Çağlar
(Türk Dili, 1 Temmuz 1960)

Kurtulan, yalnız hürriyetimiz, haysiyetimiz ve şerefimiz değildir. Dilimiz de kurtuluş
yolundadır. Genel Kurmay'a "Erkân-ı Harbiye-i Umumiyye" diyen kötü anlayış
da öteki baskılar ve sapıklıklarla birlikte tarihe karıştı.
Ülkemizin üstünde Atatürk'ün ülküsü bir bayrak gibi dalgalanmakta. Orgeneralinden
okul öğrencisine kadar herkes yeni baştan ona lâyık olabilmenin çabası ve
sevinci içinde çırpınmaktadır. O hâlde, Atatürk'ün son yıllarını verdiği dil devrimi
de Kurumumuzun çerçevesinden bir daha taşacak, bir daha devlete mâl olacak,
genç kuşakların ve devrimci yazarların çok iyi uygulamaya giriştiği dil devrimi
devletçe de bir daha lâyık olduğu önemle ele alınacaktır.
...
(Yazıların devamı Aşkar 31'de)


...

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…