Ana içeriğe atla

Taaruznâme


DENEMENİN KÜLDEN KANATLARI

İdris Ekinci

Deneme türü geniş hareket alanıyla edebiyatın hemen her tarafına uzanabilen bir güce sahiptir. Nurdan Gürbilek’in yaklaşımıyla “hem kibirli hem de kırılgan” bir türdür. Deneme “görünen tevazusunun ardında her zaman bir kibri korudu: Hayatı kavramlarla yeniden düzenleyeceğine inanıyordu.” Çünkü denemenin asıl hedefi herhangi bir konuda açıklama yapmak, bir fikir ileri sürmekti. Yeri geldiğinde öyküye yaklaşan deneme, zaman zaman eleştiri, anı, köşe yazısı gibi türlere de göz kırpmasıyla yazarına geniş bir manevra alanı sunmasıyla bilinir. Bu özelliği ile deneme edebiyat çalışmalarının vaz geçilmez bir desteği, güç kaynağı olma rolünü oynar. Edebiyat Ortamı dergisinin yayın yönetmeni Mustafa Aydoğan, eleştiri ve değini de sayılabilecek, edebiyat ve sanat üzerine yazdığı denemeleri “Yazma Sevinci” adlı kitabında bir araya getirdi. Edebiyatın ülkemizdeki seyrini yakın takibe almayı amaçlayan, ayrıca edebiyat meselelerine açıklık getirmeyi güden bu yazılar Mustafa Aydoğan’ın kendine özgü yaklaşımıyla okura ulaştırıldı.
...

HIZ TEMALARI TÜKETİR Mİ VEYA EREN SAFİ NEREDE

Dursun Göksu

Eren Safi şiiri deyince nedense ortalama her okuryazarın aklına ilk gelen şey konuşma dili oluyor. Eren Safi de bu durumu biliyor olacak ki “Konuşan Kim?” adlı bir yazı yazmış. Fayrap dergisinin 2012/Kasım sayısında yayımlandı bu yazı. Aslında yeni bir yazı sayılır. Yani Fayrap dergisi açısından yeni bir yazı. Kasım sayısından sonra bir sayı daha çıkıp nerdeyse bir buçuk yıl ara verdi Fayrap. Konumuzun Fayrap’la alakası Eren Safi’yi doğrudan etkilediği için belki oradan başladık yazıya. Eren Safi “Konuşan Kim?” adlı yazısında bir manifesto mu yayımlıyor yoksa bir saldırıda mı bulunuyor bunu düşünmemiz lazım. Fayrap’ın en önde gelen şairi -daha doğrusu neo-epiğin- Eren Safi’dir.
...

LİRİK ŞİİR LAİKTİR YA DA NEO-EPİK HACIDIR

Mehmet Özger

Aşkar’ın 29. sayısında Dursun Göksu’nun “Bir Tamlama Şairi olarak İbrahim Tenekeci’nin Son Kitabı” adlı bir yazısı yayımlandı. Bu yazıda Göksu bazı bariz hatalar yapmıştır. Göksu, İbrahim Tenekeci’nin son şiir kitabını değerlendirecekken kitabı ele almaktan çok İbrahim Tenekeci’nin şairliği ve lirik şiir aleyhtarlığı yapmıştır. Bir tanıtım veya değerlendirme yazısı neden bu şekle dönüşmüştür, o da ayrı bir yazı konusu. Yazı irdelenince belki daha iyi anlaşılacaktır. Yazının başlığı bir itham cümlesidir. Tenekeci’yi bir tamlama şairi olarak niteledikten sonra son kitabına gelir Göksu. Demek ki asıl vurgu şairin son kitabı değil tamlama şairi olmasıdır, başlıktan bu anlaşılmaktadır.
...
(Devamı Aşkar 30)



Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…