Ana içeriğe atla

Dikine Paralel


YAZ GİTSİN EPİKTİR O ( 1 )

Mustafa Melih Erdoğan – Aziz Mahmut Öncel

Mustafa Melih: Lisedeki edebiyat derslerimizde şiir türlerini lirik, epik, didaktik, pastoral, satirik ve dramatik olmak üzere altıya ayırırdık. Dönem içindeki üç yazılıdan birinde soru olarak kesin önümüze gelirdi. Hala aynı mıdır bilmiyorum. Bunlar arasında çözümlenmesi en kolay olan epik şiirdi. Bir mısrada ya da bir şiirde savaşla yahut vatanla alakalı bir kelime mi var, yaz gitsin epiktir o. Örnek olarak Faruk Hüsnü’den, Dadaloğlu’dan, Köroğlu’dan kıtalar verilirdi. Bundan sonraki nesil muhtemelen yeni isimlerle karşılaşacak ve “savaşı gördün mü yaz gitsin epiktir o” diye birbirlerine tüyo veremeyecek. Peki, epik kelimesinin başına “modern” ya da “neo” getirmek dışında ne değişti? Değişen aslında bakış ve söylem açısından başka bir şey değil. Epik yine vatan, millet, Sakarya. “Modern Epik” kitabının yazarı Franco Moretti önsözde şunları söylüyor: “ Benim projem ilk başta-dürüst olmak gerekirse-tamamen farklıydı. Önceleri, üzerine pek çok yazı kaleme aldığım ve yıllarca çalıştığım bir alan olan modernizmi ele almayı düşünüyordum. Bu zaman zarfında, Perry Anderson beni hep, bu kadar heterojen bir kategoriyle (Mayakovski ile George, Kafka ile Proust, hatta belki de Lawrence ile Tzara) çalışılamayacağına ikna etmeye çalıştı: gerçek, açıklayıcı bir değeri olamayacak denli çelişik ya da belirsiz bir kategoriydi modernizm.” Moretti, bu cümlelerden sonra şuna geliyor: “Birkaç aylık bir zaman içinde, farkında olmadan, zihnimdeki ‘modernizm’ takıntısı gitmiş, onun yerini ‘epik’ almıştı.” Ve daha sonrasında Moretti, modern ve epik kavramlarını bir araya getirerek bir kitap yazıyor. Aslında şunu demeye çalışıyor: modernizm gibi her şeyi barındıran bir kavramı yazmaya kalksaydım buna ömrüm vefa etmeyecekti bende modernizmi dallara ayırdım ve gördüm ki şimdiye kadar hiç kimse Faust’a, Moby Dick’e, Nibelungların Yüzüğü’ne, Ulysses’e ve buna benzer batının taptığı eserlere epik gözüyle bakmamış, ben epik gözlüklerimi takarak bir yoklayayım dedim, diyor. Bundan sonraki dönem içinde modern lirik, modern klasik, modern dramatik vs. terimlerin önünü açıyor.

Aziz Mahmut: Evet, Melih… Ancak Moretti işi modernizmin çağrıştırdığı kusurluluk bahsine çekiyor. Yani adı sayılan dünya metinlerini irdelemek için bir sosyoloğun ve bir formalistin bakış açısıyla bakmak gerek. “Nasıl?” ve “Neden?” sorularına eğilmek bu iki farklı bakış açısıyla ancak çözülebilir Moretti’nin bahsettiği dünya metinlerinde. “Sosyoloğun edebiyatın toplumsal tarafının onun formunda yattığı ve formun ise kendi yasalarına göre geliştiği fikrini kabul etmesi, formalistin de, kendi payına edebiyatın büyük toplumsal değişimleri takip ettiği, tarihin koyduğu problemleri çözmeyi kendine sorun edindiği gerçeğini görmesi gerekmektedir. Hayat ile form, tarih ile retorik arasında oynanan bu akıl almaz satranç, süregiden modernist çoğulluk ve eşitsizlik, kusurluluk üzerine oturacaktır.” Bu da hayat ile form, tarih ile retorik arasındaki gerilimin doğuracağı kusurlulukla yerli yerine oturacaktır. Bize bu noktadan modernizm getirdiği çoğulluk karşısındaki ikileme de bir yol çıkabilir ki bu bizi sıradan bir modernist söylemden uzak, farklı bir tanıma, “epik”e götürür. Yani çoğul uyaran karşısında bunalmış benliğin parçalanması ve yüzeyselleşmesini, seslerin bir çeşit kakafoniye dönüşmesini gerekli kılar. Çoğul yapı içinde birçok tartışma metnin süreğenliğini etkiler ve bu tartışmalar metin boyunca sürüp gider. İşte modern epiğin “vatan, millet sakarya”sı böyle bir yaklaşımın içinde gömülüdür.
Ben biraz epik şiiri konuşalım istiyorum. Evet, modernitenin içindeki büyük kalabalık “Ne”liği bir ömrün vefa etmeyeceği bir genişliğe itmektedir. Modern epik şiir nedir? Bu kalabalık içinde kolayca çözümlenecek bir yerde midir? Sınırları belli midir? Birilerinin söylediği gibi kaçınılamaz mıdır? Her şair onun sularından geçecek midir? Modern epik şiir popülist bir şiirin anahtarı mıdır? Bizde modern epik’in ya da neo-epik’in atası olarak verilen örnekler ile son dönem epik örnekleri arasındaki fark nedir? Bu sorular tabi çoğaltılabilir. Ama ilk önce Melih sen bize genel anlamda bir “modern epik” tablosu çizer misin? Yani Moretti’nin bahsettiği noktadan devam ederek. Oradan şuna bağlamak istiyorum; “Modern epik şiir kaçınılmaz mıdır?”
...
(Devamı Aşkar 30)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…

AŞKAR 40 İÇİNDEKİLER

ŞİİR SÖZÜN KALDIĞI YER/İdris Ekinci KIRKIN ŞİİRİ/Aziz Mahmut Öncel BELKİ DERDİMİZE ÇARE BİR ÇİÇEK/İrfan Dağ YAŞ OTUZ ŞİİRİ/Dursun Göksu TEKÂSÜR/Mustafa Melih Erdoğan KESİK DİL/Yavuz Ertürk GÖZENEKLİ HAKİKAT/Yunus Emre Altuntaş KIRIK YAZ/Eyüp Aktuğ TAHAMMÜL/Ali Yılmaz DİRİM/Eray Sarıçam PROSPEKTÜS/Çağrı Subaşı RAY TEMİZLEYİCİSİ/Hikmet Çamcı BARBARLARIN BULUŞMASI/Yasin Fişne ASIL SANA ÇARPIM TABLOSU /Burak Coşkun YALANCI/H. Samet Koparan YA DA NE BİLEYİM/Samed Polat BENDEKİ ESMERLİK GÜL HASTALIĞI KARASINDAN/Merve Parlak 40 AŞKAR/Özgür Ballı
ÖYKÜ ISKA/Elif Genç YAPRAĞIN DÜŞTÜĞÜ DAL/İsmail Demirel SİZ ÜNLÜSÜNÜZ HABERİNİZ YOK MU?/Mustafa Alpay HIRSIZ/Hatice Aydın
SÖYLEŞİ Nergihan Yeşilyurt ile "Otamatların Marşı" hakkında/Özgür Ballı
TAARRUZNAME TWITTER TEKKESİNDEN İRŞAD OLUNUR MU? ŞİİR BUNA NE DER?/ Mustafa Melih Erdoğan KALANLAR/Aziz Mahmut Öncel ORADA MERHAMET VARMIŞ/Atakan Yavuz DÜŞERKEN ÖĞRENDİĞİMİZ YASALAR/Yunus Emre Altuntaş
MESÛLİYET MESELESİ İSMET ÖZEL'İ ANLAYAMASAK MI?/…