Ana içeriğe atla

BİR DAMLA MUTLULUK


Liseli yıllarımda sıkı bir Orhan Gencebay hayranıyken onun bir şarkısının ismini günlük tutmak için matbaaya yaptırdığım defterin kapağına yazdırmıştım: “Bir Damla Mutluluk”. Hayattan çok fazla bir beklentim yoktu, olmadı hiçbir zaman. Nedense o bir damla mutluluk için çırpındım durdum. Sonra bir şiirimde “mutluluk kekre bir kelime” dedim. Kelimeler, kavramlar o yıllarımdaki gibi sade ve karşılığı olan unsurlar olmaktan çoktan çıktı. Şimdi ne söylesem, dilimden ne dökülse yerine yakışmayan bir eşya gibi rahatsızlık veriyor. Dayandığım en büyük güç inancımın bana bağışladığı hislerim. Bir şeyleri duyuyor, yaşıyor, anlamaya çalışıyorum. Neyle, kimle olursam olayım yine kendimden başka baş başa verecek birini bulamıyorum. Yalnızlık değil bu ya da yalnızlık bu değil. Bu daha farklı, anlatılması güç bir durum. Birlikte olmak, yan yana olmakla da giderilecek bir şey değil. Bu durumda kafamı ne zaman dünyaya doğru uzatsam, en yakınımda, yanı başımda bulduğum biri oldu: İsmet Özel. Onun hayata bakışı, kalemi, inancı, düşünceleri, tavrı, duruşu yaşarken insan olmanın neye tekabül ettiğini duyurdu. Liseli yıllarımda bulmak için çırpındığım bir damla mutluluk onun çizdiği dünyanın içinde saklıydı sanki. Onun bana verdikleriyle “şeyler”in aldatmacasından, görüntülerin cazibesinden kendimi kurtardığımı hissettim. Hamdolsun bunu biraz becerdim de.

Şimdi duydum ki İsmet Özel son şiirini yazmış. Bunu duyunca uzun zamandır kaçtığım, korktuğum bir şeyin tam ortasındaymışım gibi titredim. Garip bir hüzünle birlikte neredeyse yirmi yıla yaklaşan bir tarih gözümün önünden hızlıca geçti. İsmet Özel bir şeyi bitirdiyse, bir şeye son verdiyse bunun derin bir anlamı vardır. Şimdi bu anlama işinin ağırlığı ve oruçlu olmanın verdiği halsizlikle onun yazdıklarını başından başlayarak okumak istiyorum. Bir Yusuf Masalı’nı yeniden yazacak İsmet Özel. Demek ki Bir Yusuf Masalı da yeniden okunacak.

“Ölmek en iyisi” diyor İsmet Özel.
Zaten Orhan Gencebay da yıllar önce “Bir damla mutluluk bir mucizeydi” diyordu.

Bu blogdaki popüler yayınlar

“BEN SENİ SONRA ARARIM” VE “PASLI ÇİÇEK” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

İdris Ekinci sordu, Özgür Ballı ve İrfan Dağ cevapladı.
Ben Özgür Ballı’nın şiirlerinde hep bir içtekileri dökme, açığa vurma görüyorum. Bunu hep cins bir dil kullanarak yapıyorsun, burayı biraz anlayabiliyoruz. Tekrar geri toplamaya çalışsan, bize hangi yolu tercih edeceğini anlatabilir misin?
Sanırım bildiğim tek yol bu. Yani aslında dökerken toplamak gibi, farkına varmak gibi sevgili Hocam. Kabullenmek gibi, biraz daha acıtarak yazarken, okurken biraz daha iyileşerek belki. Tekrar geri toplamaya çalışsam ne kadar başarılı olabilirim, bir kere dökülen şey, nasıl toplanırsa toplansın, değişmiş, bozulmuştur belki biraz değil mi? Tekrar geri toplamaya çalışmıyorum, dökülen dökülsün, kalanlar bana yeter, yetiyor. Hayat böyle bir şey değil mi zaten, hayat bunların toplamı değil mi? Bak burada da bir iç döküş yaşanıyor belki şimdi, şu anda yani. Geri toplamaya gerek var mı sence?
Bence her şey olduğu yerde kalsın. Biraz içe dönük hayatına değinmek istiyorum. Senin açından içinde bulunduğun ha…

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…