Ana içeriğe atla

AŞKAR 22 DEDİ!

Üç aylık periyotla yayın faaliyetini gerçekleştiren edebiyat dergisi Aşkar’ın yeni sayısı çıktı. "Nisan-mayıs-haziran 2012" tarihli 22. sayısıyla Aşkar, Türk edebiyatının soluğunu yeni şiirler ve hikayelerle güçlendirmeye devam ediyor. Yeni sayısıyla birlikte beşinci yılına giren Aşkar, kısa zaman diliminde derginin gürbüzleşip güçlenmesini başaran ekibiyle okuyucuya 136 sayfalık, hacimli, üç ay boyunca masasında bulunduracağı okuma şölenini vaat ediyor. 

Aşkar’ın en önemli iddialarından birisi, Türk edebiyatına yeni kalemler kazandırmak, bu kalemlerin her birinin çıkardıkları kitaplarla bu yazarlıkları tescillemekti. Ekip ruhunu, "edebiyat çeteciliği"ne değil, heyecanlarını ve çabalarını eser ortaya koymaya hasretmekle meydana getirdi Aşkar. Yeni sayısında da bunun bir örneğini daha veriyor. Aşkar şairlerinden Özgür Ballı'nın Ebabil Yayınları'ndan çıkan "İRONİKA" isimli şiir kitabı ve bu kitap üstüne yapılmış bir inceleme derginin nesir bölümünde sizleri bekliyor. Özgür Ballı'nın  "Türk şiirinin bir hamle yapmak üzere olduğunu hissediyorum" başlıklı uzun söyleşisini okuyarak onun sıcak ve samimî üslûbundan şiir ve edebiyat serüveninin duraklarını, İronika'nın oluşumunu öğrenebilir ve genç şairin dünyasına bir adım atabilirsiniz. 

Edebiyatın nabzını tutan Aşkar, bu sayısıyla Özgür Ballı söyleşisinden başka Türkiye Yazarlar Birliği’nin deneme dalındaki ödülünü kazanan Reşit Güngör Kalkan'a yer veriyor. Reşit Güngör Kalkan ile ilgili üç yazının yer aldığı yazıda ayrıca yazarın kendisiyle "Ben İsmet Özel'le fevkalade orijinal bir tavır sahibi olması dolayısıyla temas etmeye çalıştım." başlıklı bir söyleşi gerçekleştirilmiş. Aşkar’ın 22. sayısında Vural Kaya "şiiri sayıklamalardan kurtararak gerçek dünyaya söz iletebilen bir araç kılmak benim ilgilendiğim şeydir." başlıklı bir söyleşiyle, Yılmaz Yılmaz ise "Ben nasih değilim, basit bir insanım. O basitlik için yaşamaya ve yazmaya çalışıyorum." başlıklı söyleşilerle yer almış. 

Aşkar, edebiyat dergilerinde yok mesabesinde olan deneme türünde ürünler vermeyi de ihmal etmiyor. Dergide söyleşisiyle yer alan Reşit Güngör Kalkan, önemli bir meseleyi ele aldığı denemesiyle dergide yer alıyor: "Kapitalist Müslüman, Burjuva Mümin ".  Süleyman Ceran'ın "Scorsese, Miles Ve Tanpınar Arasında Zamanın Efendisi: Hugo Carbet" başlıklı yazısı yaptığı atıflar, uzandığı yan konularla birlikte bir sinema yazısının ötesinde dikkate değer bir "deneme" olarak ele alınmayı hak ediyor. Felsefî denemeleriyle Aşkar’da yer alan Hikmet Çamcı bu sayıda: "İnsanî Mağara" yazısıyla yer almış. İsmail Demirel ise Nermin Tenekeci'nin "Yoksa" isimli hikaye kitabı hakkında yazdığı eleştirel deneme ile yer alıyor. 

Aşkar’ın en diri, en canlı yönü hiç kuşkusuz şiir yayınıdır. 22. sayısında, bugünlerde Şule Yayınları'ndan "İnsan Aldanır" isimli şiir kitabı okuyucuyla buluşan Bülent Ata, bir şiiriyle yer almış. Aşkar’ın şiir bölümünde görmeye alıştığımız  İlhan Kayhan, Mustafa Melih Erdoğan, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, İdris Ekinci, Hüseyin Karacalar, Hikmet Çamcı isimler yine güçlü şiirleriyle yer aldı. Aşkar, son dönemde Salim Nacar, Ali Karan, Veysel Karani Tur, Süleyman Unutmaz şiirleri göz dolduran, yetenekli genç şairlere sayfalara sürekli yer vererek kalitenin adresi olduğunu gösteriyor. Önceki sayılarda olduğu gibi bu isimleri yine Aşkar’ın 22. sayısında okuyacaksınız. Ayrıca derginin şiir sayfalarında Mustafa Uçurum, Rıdvan Ünal, Ozan Can Türkmen, Murat Çelik, Yavuz Ertürk yerini alıyor.   

Aşkar’ın hikaye sayfalarındaki hareketlilik öteden beri gözlenen bir şeydi. Derginin son sayfasında yer alan Aykut Ertuğrul'un "Ömer Seyfettin Ödülü" aldığı haberini de hatırlayarak Aşkar’ın hikaye sayfalarına bakalım. İlginç bir deneme yapılmış bu sayıda. Aykut Ertuğrul'un 21. sayıda yer alan hikayesine "Son Anahtar Ve Başka Bir İhtimal" başlıklı hikayesiyle mukabele etmiş Fatma Akkubak. Aykut Ertuğrul, Aşkar’ın önceki sayısında hikayesine bir dipnot düşmüş ve okuyucuyu hikayenin bir bölümünü yazmaya  davet etmişti. Aşkar’da hikayelerini bazen bir hüzünle, bazen bir tebessümle okuduğumuz "Postmodern Meddah" Mustafa Çiftçi'nin yeni hikayesi "Deli Hamit'in Oğlu Bilal İle Zabıta Haydar'ın Kızı Neslihan" bize mahsus bir neşeyi ve hüznü aynı anda bünyesinde barındırarak arzı endam ediyor. Söyleşisi de derginin sayfalarında yer alan Yılmaz Yılmaz ise ilginç, eşine az rastlanır, bu toprakların suyundan içtiği belli, mütevekkil bir karakterin hikayesine bizi ortak ediyor: "Çingene" Aşkar’da son dönemde yer alan Mazlum Dirican "Rüya Defterleri" ile, Aysun Ellidokuzoğlu "Ekimin On Üçü" ile, İsmail Isparta "Sesler Ve Gölgeler" ile, Regaib Albayrak Da "Taksim Hitabesi" ile dergide hikaye bölümüne nefeslendiren isimler. 
Aşkar bu haliyle bakalım 23. sayıda neler olacak dedirten ve heyecanla bekleten dergilerimiz arasında yerini almıştır.

LOKMAN GÜNAY 

Bu blogdaki popüler yayınlar

“BEN SENİ SONRA ARARIM” VE “PASLI ÇİÇEK” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

İdris Ekinci sordu, Özgür Ballı ve İrfan Dağ cevapladı.
Ben Özgür Ballı’nın şiirlerinde hep bir içtekileri dökme, açığa vurma görüyorum. Bunu hep cins bir dil kullanarak yapıyorsun, burayı biraz anlayabiliyoruz. Tekrar geri toplamaya çalışsan, bize hangi yolu tercih edeceğini anlatabilir misin?
Sanırım bildiğim tek yol bu. Yani aslında dökerken toplamak gibi, farkına varmak gibi sevgili Hocam. Kabullenmek gibi, biraz daha acıtarak yazarken, okurken biraz daha iyileşerek belki. Tekrar geri toplamaya çalışsam ne kadar başarılı olabilirim, bir kere dökülen şey, nasıl toplanırsa toplansın, değişmiş, bozulmuştur belki biraz değil mi? Tekrar geri toplamaya çalışmıyorum, dökülen dökülsün, kalanlar bana yeter, yetiyor. Hayat böyle bir şey değil mi zaten, hayat bunların toplamı değil mi? Bak burada da bir iç döküş yaşanıyor belki şimdi, şu anda yani. Geri toplamaya gerek var mı sence?
Bence her şey olduğu yerde kalsın. Biraz içe dönük hayatına değinmek istiyorum. Senin açından içinde bulunduğun ha…

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…