Ana içeriğe atla

Editör, derginin amelesidir!


Aşkar Dergisi editörü İdris Ekinci’yle editörlük kurumunu, esere müdahaleyi, editöryal sorumluluğu konuştuk..
Güncelleme: 09:30, 09 Ocak 2012 Pazartesi

Dosya ve ürün gönderme anlamında şairlerle dergi editörlerinin sorun yaşadığı bir gerçek. Bu gerçeğin yanında birçoğumuzun bittecrübe yaşadığı gönderilen ürüne editörün müdahalesi de konuşulması gereken konular arasında. Kırgınlıklar, verilen tepkilerle birlikte şiir kamusunda bir karmaşanın yaşandığını söyleyebiliriz. Bu soruşturmanın amacı ve gerekçesi, editörlük kurumunu sorgulamanın yanında yaşanan bu karmaşaya bir ışık düşürmek ve genç şair veya şair adaylarının zihnini belli bir netliğe kavuşturmaktan ibarettir. Umulur ki faydalı olur.
Aşkar Dergisi editörü İdris Ekinci’yle editörlük kurumunu, esere müdahaleyi, editöryal sorumluluğu konuştuk..

Editöryal sorumluluktan ne anlıyorsunuz?

Editöryal sorumluluk, bir yayın organının sağlıklı ve sağlam yürüyebilmesi için ortaya konulması gereken duruştur. Editör, bu sorumluluğu üstlenmekle kendinde bazı vasıfların bulunduğunu ve bu vasıfların getirdiği riski üzerine aldığını peşinen kabul eder. Zaten kabul edilen bu vasıf ve risk sayesinde yayıncılık yapmak mümkün hale geliyor.

Yazarına danışmadan editöryal müdahalenin doğru olup olmadığı konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Çok doğru bir davranış olarak görmüyorum. En azından yapılan müdahalenin yerine ulaşması için eserin yazarına küçük bir açıklama yapmak gerekir. Müdahale demek, yerine yakışmayan bir şeyi yakıştığı yere yerleştirmek demektir. Ancak bunu da fazla abartmamak gerekir. Yapılan ufak tefek bütün müdahaleler eserin yazarına bildirilmesi gerekmez. Bunu zaten edebiyatın içinde bulunan herkes bilir ve kabul eder.

Bir yazarın veya şairin ürünü size ulaştığında eser sahibinin ismine mi bakarsınız, eserin niteliğine mi?

İkisine de bakarım. Elbette ki, eserin niteliği her şeyden önce gelir. Fakat isim, arkasındaki büyük bir tazyik ve tecrübeyle yürüdüğü için, ortaya koyduğu ürüne de tabii olarak bir güç kazandırıyor. Yalnız, Aşkar şimdiye kadarki attığı adımlarla isimlerden çok eserin niteliği ile ilgilendiğini gösterdi. Aşkar'ı taşıyan isimler ondan önce çok da fazla duyulmayan isimlerdi. Demek ki Aşkar isimlerin gölgesinde değil, bilakis eserlerin kuvvetinde yoluna devam etti.

Özellikle genç şair ve yazarların ürünleri geri çevrildiğinde ne tür tepkilerle karşılaşıyorsunuz, bu durum karşısında sağlıklı editör tavrı nasıl olmalıdır?

Böyle bir durumla çok fazla karşılaşmadık. Karşılaştığımız zamanlarda da açık sözlü olmaktan geri durmadık. Açık sözlülük ağrı kesicilere itibar etmemek demektir. Hastalığın devam etmesinin yerine ya ölüm yaşansın ya da ameliyat olunsun dedik. Bu işler, fazla debelenmeye gelmez. Çünkü süreli yayın sürekliliği gerektirir. Oyalanmak aşırı yorulmanın yanına bıkkınlığı da katar. Yine de herkes haddi gözetmeli. Editörüm diye insanların üzerine kibirle abanmanın bir anlamı yok. Editör kibarca editörlüğünü yapacak, genç şair ve yazar da saygı duymasını bilecek. Artistlik şimdiye kadar kimseye bir şey kazandırmamıştır.

Sizce genç şair ve yazarlar, gönderecekleri dergileri belirlerken, ne tür kıstaslar çerçevesinde hareket ediyorlar?

Eğer daha önce hiçbir yerde görünmedilerse bir kıstasları olmuyor. Yeni yeni piyasaya çıkmışlarsa ilk zamanları ortamı tanımakla geçiyor. Tanındıkları andan itibaren yüksekten uçmaya başlıyorlar. Günümüzde kalite anlayışını biraz biliyoruz. Çok satan, pahalı dergiler kaliteli olarak algılanıyor ya da merkezdeki dergilerin tümü. Bu bakış bazen isabetli çıkıyor fakat çıkmadığı da az görülen bir durum değil. Özetle, gençlerde kıstas falan fazla önemli değil. Edebiyat ortamı klikleşmiş durumda. Kim nereyi kaparsa veya kim nereye kendini kaptırırsa... Düzen bu.

Son olarak, sizce ideal editör tasavvuru nasıl olmalıdır?

Editör tam bir amele olmalı. Uğraşısının kendisinden beklediği bütün fedakârlıkları fazlasıyla yerine getirmeli. Editör ne bir antrenör ne de müdür rolündedir. Yeri geldiğinde çıkar golünü atar, yeri geldiğinde eline bezini alıp masasını siler. Onun için dinlenmek ancak herkes soluklandıktan sonra mümkündür. Mütevazı olmayı da göz ardı etmemeli. Yalnız kesilmesi gereken yerde de körelmemesini bilmeli. Kağıt körelticidir.

Teşekkür ederiz.
dünyabizim.com'da Mustafa Celep sordu

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…