Ana içeriğe atla

Aşkar’ın 2011 Çetelesi-1



Dergilerin çok az okur ancak çokça yazar ve şair bulduğu bir zamana erdik. Nereye baksanız, baktığınız yanda yeni şairler var; bunların şiirle aidiyet bağı kurmadıkları gibi, ne teklif ettiklerini anlayabilmek konusunda sıkıntılar yaşamaktayız. Dergiler üzerinden bel altı çalışan tetikçiler ve bunları yönlendiren örgüt yöneticileri… Hedef gösterip, tetikçilerin kırıp dökmelerini isterler! Bu mizansen hep, türlü gerdan kırmalar ve bin türlü dümen suyuna girmelerle varlığını sürdürecektir. Türk edebiyatında kalıcı olanı arayanlar ise mesaisinin farkında olup da bu mesaiye sabırla devam edenler: Edepten geliyorsa sebep, gereğini bellemeli.
Böylesi çetrefilli bir ortamda, 2011’de dört sayı çıktı Aşkar. On sekizinci sayı ile birlikte mizanpajını değiştirdi, edebiyat dergiciliği namına iyi bir sıçrama yaptı. Hemen hemen her sayısında 90 kuşağını eleştirdi ve anlattı. Yeni şairlere kapılarını açtı ve olanaklar sağladı. Türk edebiyatının yörüngesinde değişim yapabildi mi? Hayır. Ancak sarstı. Bu yazının amacı, 2011’de Aşkar dergisinin izlemiş olduğu güzergâhı açıklama çalışmasıdır. Yazıda yıl içerisinde çıkmış olan dört sayı ayrı ayrı değerlendirilip, bir nevi 2011 bibliyografyası oluşturulmaya çalışılacaktır.
Aşkar dergisinin on yedinci sayısı İdris Ekinci’nin “Büyük Şiir Cins Şiir veya İnanılmaz Tüyo” yazısı ile başladı. Bu yazı şiiri niteleyen ve bu nitelikleri açıklamaya çalışan tüyolarla geldi. Yazıda Divan şiirinden Hece şiirine, Birinci Yeni (Garip) şiirinden İkinci Yeni şiirine geçişteki ipuçları vardı. Ekinci’nin yazıda verdiği tüyolardan bir tanesi şöyle: ”Şiiri taşıyan, bir tarih oluşturan çizgi büyük şiir çizgisidir. Cins şiir, büyük şiire daha çok omuz verme göreviyle yükümlüdür.”
Sayı, Ekinci’nin “Davet” ve “Kriz*” şiirleriyle devam etti. Bir tütün krizi esnasında yazılan şiir, Aziz Mahmut’a tebessümle karışık bir sitem taşıyordu. İrfan’a ise kibarca minnet. O ciğerler İrfan’dan hak sahibi olmaz mı?  Aziz Mahmut ÖNCEL, “İstiğrak” şiirini Osman Özbahçe’ye ithaf ederek şiirini şöyle bitirdi: “Osman Abi sen “Muhammed’e komşu olasın”. Amin, amin. “Ele Verilmiş Kekeme, Ele Sinkaf Ederek Allah’a Sığınır” şiiriyle İrfan Dağ yer aldı. Mustafa Melih Erdoğan, “Ölüm Anında Okunacak Şiir” ile sayıda yer aldı. İyi şiiri vaat ediyor Erdoğan’ın şiiri. Özgür Ballı, “Çağdışı” şiiriyle, HD kalitesinde bir şiir sundu bize. İronik, dokunan, elinde çuvaldızla gezinen bir şiir. “Her on kasımda aynı şeyleri yazıyoruz deftere/O yüzden ilerlemiyor günümüz türk şiiri”. Budur… Bu mudur, budur. İlhan Kayhan “Artakalan Cüz” şiirini Ali Emre’ye ithaf etti.” Mütemmim Cüz” şiiriyle Nezihe Eylül yer aldı, bu bir şiir denemesiydi. İyi bir şiir olarak Aşkar’da yerini aldı. Hikmet Çamcı “% *” yani Yüzde Ben şiirinde, deneysel başlıkla karşıladı. “Şelpe” şiiriyle Veysel Karani Tur, Aşkar’daki kısmî mesaisine devam etti. Fevzi Çiftçi, Geoffrey Hill’in” September Song” şiirini “Eylül Şarkısı” ismiyle Türkçeye çevirdi. “18. Yüzyıl Prelüdü” şiiriyle Bilal Can,  Aşkar’ın 17. sayı şairleri arasında yer aldı.
Gelelim Aşkar’ın değini ve eleştirilerine. Aziz Mahmut Öncel (2010’dan Kalanlar) köşesine Birhan Keskin’in Soğuk Kazı kitabını taşıdı ve Keskin’in şiirini değerlendirdi. Öncel’e göre Keskin’in şiiri: ”Şiirini anlatmayan bir şair Birhan Keskin, bireysellerden. Şiiri kendini anlatıyor. Lirik ve gittikçe somut.” “Türk Eleştirisinin Haysiyeti (Osman Özbahçe Eleştirisi Üzerine)” yazısını İrfan Dağ kaleme aldı. Özbahçe’nin eleştiri kitaplarından yola çıkarak, eleştirisine dikkat çekmeye çalıştı. Dağ’a göre Osman Özbahçe’nin eleştirisi Türk şiirinin ve eleştirisinin haysiyetidir.  “Bu Sefer de Sen Yaz Ey Kari” deneyseliyle Mehmet Raşit yer aldı. Rengi önemli olmayan bir zarf, sağ üst köşede pul; üzerinde İsmet İnünü. Alt kısımda ise ; “PK. 44 KAHRAMANMARAŞ”. Peki, Sayın Mehmet Raşit diyen olmuş mudur? Bence olmuştur. Aslı Serin şiiri, yakın şiir gündemini meşgul etmiş bir şiirdir. Özgür Ballı, “Aslısız” başlığıyla, Aslı Serin’in sivil itaatsiz tarafına dikkat çekti. Özgür Ballı’ya göre Aslı Serin’in şiiri huzursuz, arkasız, usulsüz, herkessiz ve yolsuzdur. Özgür’e göre Aslı Serin:” … çok kadın bir şair, onun şiir yazdığı bir döneme tanıklık ediyor olmaktan dolayı mutluyum.” Biz de mutlu olduk sayın Ballı.
Reşit Güngör Kalkan, “Apartmanda Yaşama Sanatı” denemesiyle yer aldı Aşkar’da. Yazı, bir apartman hayatını, modern bir apartman hayatını müstakilden uzak oluşun eksikliklerini anlatıyordu. Yazıdan başınızı kaldırdığınızda, apartmanda oturmasak mı diye geçiriyorsunuz içinizden. Ee, denemenin gücü mü? Hayır. Gölgelerin gücü mü? Hayır. Yazan güçlü, bu daha doğru. “Söylensin Artık” denemesiyle İhsan Irmak sayıda yer alanlardan.  Irmak, İsmet Özel ile bitiriyor yazısını : ”Su var, kurnası murdar” arkadaşlar. Yani “ölen ölür, kalan sağlar haindir!” Kalan sağların bizim olduğu, yani Dadaloğlu’nun zamanını geçeli çok oldu. Köprünün altından çok sular geçti, artık aynı suyla iki defa yıkanabiliyoruz.
Söyleşi kısmında derginin öykücülerinden ve aynı zamanda öykü editörü olan Akif Hasan Kaya Işık Yanar’ın son kitabı “Şemsiye Tamircisi” üzerine söyleşti. Sağlam ve hatırlanacak bir söyleşiydi bu. Mustafa Çiftçi, “Sarı, Tütün Sarısı” öyküsüyle yer aldı. Öykü, yerelin ve anlatılan zamanın içine götürdü okuyanı. Akif Hasan Kaya’nın “Kayıp Defteri” öyküsü ile devam etti sayı. “Pencereden şehre tereddütle bakan birinin, karmakarışık duyguları…” Ne kadar da tanıdık değil mi? “Mustafa ve Kadın” mektup suretinde bir öyküydü. Modern ve halkçı bir öykü, bu ayrıksılığı iyi oturtmuş Zehra Gülrû Onat. A. Merve Paslı “Kim Bu Adamlar” değinisiyle, çocuk edebiyatının hareket alanını işaret etti. Çocuk edebiyatına örnek yazar olarak da Mevlana İdris’i ele aldı. “akla zararı dokunan dergi: şizofrengi” yazısında Nezihe Eylül, bir akıl hastanesinde çıkarılan dergiyi yazdı.  Bu derginin şairleri arasında günümüz Türk sinemasını meşgul eden Onur Ünlü de vardı. Hikmet Çamcı “Yol Götürücü” öykü deneyseliyle yer aldı sayıda. İsmail Isparta “Dönüşüm” öyküsüyle, değişen ve tahrif edilen aşkı yazdı. Modern aşkın düşmanıydı. Bunu açıklarken Mecnun izleğiyle yaptı bunu. Yahya Yüzgeç “maraşlı bir şair: abuzer üyen” başlığı altında, yerel ve Maraş’a mal olmuş bir şaire değindi ve şairi tanıttı.
Aşkar dergisi 17. sayısı 2011 senesinin ilk sayısıydı. Doldu ve yağdı. 17. sayının semtine uğrayanların omuzları hâlâ ıslak.

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…