Ana içeriğe atla

alıntı defteri (4)


mehmet raşit küçükkürtül

13 ocak 2012 tarihinde ibrahim karagül, yeni şafak'taki köşesinde "allah belanızı versin!" başlıklı bir yazı yayınladı. ilk üç paragrafını alıntılıyorum:

"o resmi gördünüz mü? ya da o görüntüyü? bu görüntüler nasıl verilir, nasıl karartılır, ekrana nasıl yansıtılır? insan ırkının en aşağılık hallerinden birine tanık olduk bir kez daha. afganistan'daki abd askerlerinin öldürdükleri taliban mensuplarının cesetlerine uyguladıkları muameleye... onların taliban üyesi oldukları bile meçhul. öyle bile olsa, dünyanın en azılı suçluları bile olsa, o rezil görüntüdeki askerler kadar hiç kimse iğrençleşemez.
bu bir kültür.. bu, iddia edildiği gibi münferit bir olay değil. birkaç kişinin macera arayışı, sınırı aşan davranışı değil. on yıldır benzeri onlarca olaya tanık olduk. haberdar olamadığımız yüzlercesi belki binlercesi var.
afganistan'ı işgal eden bir ülkenin, terörle savaş adı altında yerkürenin her köşesinde benzer çirkinliklere imza atan bir ülkenin eseri bu. afrika'nın en ücra köşelerinde, güneydoğu asya'nın yağmur ormanlarında, israil'in negev çölünde, orta asya ülkelerinde, bugün düşman gördüğü suriye'de, ürdün'de, avrupa birliği ülkelerinde, batı başkentlerinin en işlek caddelerindeki binaların bodrum katlarında sayısız insanı sorgulayıp, işkence ederek öldüren bir ülkenin eseri."

***
geoffrey lewis'in mart 2007'de paradigma yayınlarından mehmet fatih uslu çevirisiyle  çıkan "trajik başarı" kitabından bir paragraf, 28. sayfadan:

"fakat okuryazar olmayan sınıfların yeni duruma uyum sağlaması çok daha uzun sürdü. fahir iz yazara şöyle bir anısını anlatmıştır: erzurum civarında askerliğini yaptığı sırada konuştuğu bir çoban, onun ağzından çıkan 'biz türkler' sözüne çok şaşırır. 'estağfirullah!' der, ' ben türküm, zât-ı âliniz osmanlısınız.'"

***
ömer lekesiz, "OmerLekesiz" kullanıcı adıyla açtığı twitter hesabında, hilmi yavuz'un zaman gazetesinde  ismet özel'in medeniyet üstüne fikirlerinin etrafında oynadığı iki yazılık kolbastıyı eleştiren cümleleri vardı. bunlar sert cümlelerdi. neye göre sert? yeni şafak'taki "medeniyet şurubu" yazısına göre.  ömer lekesiz, iyi bir polemikçidir. "medeniyet şurubu"yla bunun güzel örneklerinden birini vermiştir. yazıyı okuyunca, ömer lekesiz'in daha yazıyı yazarken bu meseleyi bir yazıyla kapatamayacağını hissedip öyle yazdığını düşündüm. yazıdaki polemik dozajının fazla yağlı tutulmaması da bundan olabilir. öyle tahmin ediyorum ki hilmi yavuz, beni ve ömer lekesiz'i haksız çıkarmayacaktır.

ben, bu bahsi ömer lekesiz'in twitter'da yazdığı birkaç cümleyi paylaşmak için açtım:

"hilmi Yavuz güzellik (güzelleme) salonu filan açacak bu gidişle. emr-i bi'l-maruf......'un cihadı da içerdiğini bilmiyor olamaz çünkü."

"'medeniyet güzellik salonu' başlıklı bir yazı vacip oldu. hayır, hilmi yavuz'la ilgili değil, ismet özel bir cümle ile dürer onun defterini."

"mehmet raşit, face'de ismet özel eleştirisi bahsinde hilmi yavuz için 'türk edebiyatının süleyman demirel'i" demiş; müthiş bir tespit!"


***
geyve.com'da muazzez akkaya ile bir söyleşi yayınlanmıştı. hayriyeunal.blogcu.com'da bir paragraf tutarında bir yorum vardı bu söyleşiyle ilgili. 5 ocak 2012'de "şairime kolalı gömlek" başlığıyla:

"şairin namına üzülmek anlamsız. fekat şiir ve aşk, yöneldiği nesnesini o denli geçmiş, o denli vasıta haline getirmiş ki. yine de bu tecessüs, bu deşmecilik, kadındaki aymazlık, işin zalimane boyutunu feci ortaya seriyor. ulan bu bile ideolojik. süreya'dan bahsedince muazzez hanım açıyo gözlerini. karakoç'a dünyayı verseler artık almasa haklı. çünkü değersizleşmiş hepsi. hakikatte de böyle. yani değersiz. baktığı yerde dünya yok artık şairin, kalmamış şairim."

***
şair bünyamin k., dunyabizim.com'da yayınlanan 25 aralık 2011 tarihli ve "baştan savma demek hakaret mi?" başlıklı yazısında şöyle bir cümle sarf etmiş: "deyim yerindeyse arkadaşlarının zoruyla şair olmuştur cevat çapan!"  


Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…