Ana içeriğe atla

alıntı defteri (3)


mehmet raşit küçükkürtül

istiklâl marşı derneği'nin internet sitesinde cumartesi günleri "desem öldürürler, demesem öldüm" köşesinde ismet özel, nesir yazılarına devam ediyor. 31 aralık 2011 tarihindeki, "ismet özel de kim oluyor? ithâm etme hakkını nereden alıyor? (I)" yazısından iki alıntı:

"10 kasımlarda içki satılmadığını hatırlarım. birileri içkiyle cesaret bulup alenen sövmesin diye. yine hatırlarım ki, (boşuna arap komserin oğlu olmadık) 29 ekimlerde sokak serserilerine bedava şarap (bilhassa fener alayları öncesinde) verilirdi: 'yaşasın cumhuriyet!' diye bağırmaları için. "

"yıl 1982 idi sanırım; fethi naci “kötü birer sarhoş oldular” dedi bana. bunu bana, ben ismet özel’e, 1974 sonrasında kafa çekmeyen kişiye söyledi. bahsettiği insanlar turgut uyar ve edip cansever’di. bu sözler karşısında fethi naci’nin yüzümü bu şairlere buruşturacağımı zannettiği ihtimaldir. oysa fethi naci’nin hiç tahmin etmediği şey oldu. ben bilakis, gözlerimi parlatarak: ne olmuş? diye sordum, ve sözlerime ‘eğer namaz kılmıyor olsa idim’ diyerek devam ettim, ‘ben onlardan daha çok içerdim.’ namaz kılmadığı halde sarhoş gezmeyen adam acınacak, istiskal edilecek ve küçümsenecek birisidir. evet, öyledir ve devlet bunu kast-ı mahsusla bilmek istemez. devlet ne ister? bütün tebanın düğmelerine basılarak idare edilen oyuncaklar olmasını."

***
radikal kitap'ın 14 ekim 2011 cuma tarihli sayısında tomas tranströmer'in nobel alması üzerine iki yazı yayınlanmıştı. daha hacimli yazıya imza atan yücel kayıran, herhalde tranströmer hakkında bildiği ve söyleyeceği pek bir şey olmadığı için yazının üçte ikisinde orhan pamuk'un "şiir mersiyesi"ni tartışıp durmuş. sonra da transtömer hakkında biraz ansiklopedik bilgi vermiş. meseleyle alakalı tek bir cümlesi, tek bir kanaati var; onu da yazının sonlarına yerleştirmiş: tranströmer seksen yaşındadır, ödül bugününe değil itibarına verildi.

benim alıntılamak istediğim kısım ise zeynep heyzen ateş'in yazısında bulunuyor. o da tranströmer hakkında bir şeyler bilmiyor. sadece bu çaresizliği söz konusu değil, bir de alıntının sonunda bilinçdışını ortaya çıkarıyor:

"… bu sefer gerçekten başkalarının yalancısıyım, çünkü isveçli şairle ilgili bilgim gazetelerden okuduklarımdan ibaret. isveç akademisi insanları şaşırtmayı sever ama nobel'in seksen yaşındaki isveçli şair tranströmer'e verilmesi gerçekten gazeteler ve dergiler başta olmak üzere herkesi hazırlıksız yakaladı. tranströmer yeni bir isim miydi? hayır, yıllardır 'nobel adayları' arasında adı anılıyordu. bahis şirketi ladbrokes'un listesinde bile üst sıralardaydı. ama kimse nobel'in bir şaire verilmesine ihtimal vermiyor…."

***

gerçek hayat'ın 2-8 ocak 2012 tarihli sayısında everest yayınları'ndan çıkan bir kitap tanıtılmış. merve akbaş'in hazılardığı haberde halit refiğ'in amerika'da bulunduğu dönemde yaptığı mektuplaşmalardan meydana gelen bir kitap hazırlandığı anlatılıyor. haberin yanına mektuplardan birkaç örnek satır eklemişler. gerçek hayat'ın zikrettiğim tarihli sayının on yedinci sayfasından oğuz atay'a ait iki alıntıyı, ben de buraya alıntılayacağım:

"7 ekim 1976
bu arada mehmet akif'i okudum (safahat). adamın gücüne, sevgisine hayran oldum. şimdiye kadar böyle imanlı bir adama rastlamamıştım. fakat ona da miskin sağcılar sahip çıkıyor. sahip çıktıklarına göre bir şey yapsalar ya. düşünüyorum da: halit ziya, ahmet hamdi tanpınar, mehmet akif, hatta peyami safa, necip fazıl, mithat cemal, nahit sırrı… yok efendim, nerde bir çarıklı var… neyse."

"4 temmuz 1976
halitçiğim burada kimse kimseyi sevimiyor, bir iş yapanları hiç sevmiyorlar. biliyorsun sait faik yarışmasına katılmıştım. jüri üyesi olan hilmi yavuz anlattı: selim ileri beş oy, nedim gürsel diye bir oğlan vardı beş oy almış. sonunda selim aldı ödülü. bana iki oy: hilmi ve oktay akbal'dan. pakize'ye dedim ki, tahsin yücel, behçet necatiğil gibi insanlar nasıl olur da nedim mi nedir bu oğlana nasıl verirler? tehlikeli olmadığı için yani bir işe yaramadığı için verirler dedi." 

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…