Ana içeriğe atla

AŞKAR 20

/şiir/

hayriye ünal - bana olanlar
idris ekinci - inşirah kantininde iki demli çay
hüseyin karacalar - arap baharı
mustafa melih erdoğan - çilingirin bunca deyişe he deyişi
özgür ballı - gelişine
ali karan - kangren
irfan dağ - iyi niyet bildirisi, esenlik için
aziz mahmut öncel - deri mont üzerine aşk
süleyman unuzmaz - duyuyorum
                             -  kav
mustafa uçurum - sevmek yetmiyor hayatı
veysel karani tur - akşam saklambacı
ilhan kayhan - vaat
yavuz ertürk - drama
leyla marankoz - şairin nikah masası
hikmet çamcı - "neysek oyuz! piyangolar aptalca"

/hikaye/

abdullah harmancı - müflis bakkal/eski defterler
mustafa çiftçi - kasap kokusu
akif hasan kaya - gaz lambası
aykut ertuğrul - kırmızı pazartesi
ismail ısparta - kirli beyaz
tuncay topal - yangından mesnevi
mazlum dirican - mavera

/eleştiri-deneme/

ferhat nabi güller - ruhun dirilişi adlı eserin ruhuma aksettirdikleri beyanındadır
süleyman ceran - bizim büyük çaresizliğimiz
hüseyin karacalar - bir ayrılık: mutsuzluğun resmi
ilhan kayhan - sonsuzla sek sek'e var mısın?
hikmet çamcı - ayrımda özdeşlik

/dosya-inceleme/

idris ekinci - eşikteki şiirin çoksesli özgürlüğü
aziz mahmut öncel - gerekli açıklama üzerinden hayriye ünal şiiri
yusuf kenan hasenoğlu - hayriye
ismail ısparta - yerlere göklere bir edebiyat yolculuğu: abdullah harmancı
akif hasan kaya - kendi izleğinde bir öykücü: abdullah harmancı
aykut ertuğrul - çatışma ve hayat: abdullah harmancı öyküsü
mustafa çiftçi - abdullah harmancı'ya mektup 

/söyleşi/

hayriye ünal: "postmodernizmin yanlış okunduğunu ve şairlerin çoğunun şiir sevmediğini düşünüyorum."
abdullah harmancı: "eskiden yazmayı bırakanları hor görürdüm, onlar adına üzülürdüm, şimdi düşünüyordum da içimizdeki adam allah'a seslenmeye devam ediyorsa sorun yok."

Bu blogdaki popüler yayınlar

“BEN SENİ SONRA ARARIM” VE “PASLI ÇİÇEK” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

İdris Ekinci sordu, Özgür Ballı ve İrfan Dağ cevapladı.
Ben Özgür Ballı’nın şiirlerinde hep bir içtekileri dökme, açığa vurma görüyorum. Bunu hep cins bir dil kullanarak yapıyorsun, burayı biraz anlayabiliyoruz. Tekrar geri toplamaya çalışsan, bize hangi yolu tercih edeceğini anlatabilir misin?
Sanırım bildiğim tek yol bu. Yani aslında dökerken toplamak gibi, farkına varmak gibi sevgili Hocam. Kabullenmek gibi, biraz daha acıtarak yazarken, okurken biraz daha iyileşerek belki. Tekrar geri toplamaya çalışsam ne kadar başarılı olabilirim, bir kere dökülen şey, nasıl toplanırsa toplansın, değişmiş, bozulmuştur belki biraz değil mi? Tekrar geri toplamaya çalışmıyorum, dökülen dökülsün, kalanlar bana yeter, yetiyor. Hayat böyle bir şey değil mi zaten, hayat bunların toplamı değil mi? Bak burada da bir iç döküş yaşanıyor belki şimdi, şu anda yani. Geri toplamaya gerek var mı sence?
Bence her şey olduğu yerde kalsın. Biraz içe dönük hayatına değinmek istiyorum. Senin açından içinde bulunduğun ha…

Aşkar Dergisi 41. Sayı Bülteni

Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2017 tarihli 41. sayısı çıktı. 10. yılının ilk sayısını çıkaran Aşkar, kapağında Karacaoğlan’ın şu mısraları ile okurunu karşılıyor.
“Karacoğlan der ki ismim överler, / Ağu oldu yediğimiz şekerler, / Güzel sever deyi isnad ederler, / Benim haktan özge sevdiğim mi var?”
Osman Özbahçe, Özgür Ballı, Aziz Mahmut Öncel, İrfan Dağ, Eray Sarıçam, Hikmet Çamcı, Merve Parlak, Ali Yılmaz, Eyüp Aktuğ, Yasin Fişne, Yunus Kadıoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı, Örsan Gürkan Aplak, Seyit Köse, Şafak Tarhan, Yavuz Ertürk bu sayının şairleri.
Öykü bölümünde ise Akif Hasan Kaya, Ayşegül Genç, İsmail Demirel, Metin Çalı öyküleri ile yer alıyor.
Hüseyin Karacalar, İsmail Demirel ile ilk kitabı “Maçı Kaybettik” üzerine konuştu.
Bu sayının Mesuliyet Meselesi bölümünde ise İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Merve Demirkıranın yazıları yer aldı.İdris Ekinci'nin ; "İtikatta İsmet Özel Amelde Müptezel" başlıklı yazısı,…

Ah’lar Ağacından Bir Yaprak Daha:
Ah! Didem Madak

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince “düzgün insan” olamadı. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayınlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yukardaki satırlarla tanıtılıyor Didem Madak , 2002 yılında yayımlanmış Ah’lar Ağacı kitabının girişinde. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiği doğrudur ama hiçbir zaman yeterince düzgün bir insan olamadığı konusunda kendisiyle hemfikir değilim.
24 temmuz’dan bu yana bu satırları yazabilmek için bu yazının başına defalarca oturdum. Grapon Kağıtları, Pulbiber Mahallesi kitaplarını da okudum ama Ah’lar Ağacı kitabı bir başka. Ah’lar Ağacı şiiri bambaşka.
24 temmuz 2011 tarihinde kolon kanserinden öldü Madak. 41 yaşındaydı.
Şimdi onun için bir güzelleme yazmak niyetim vardı, ama sonra gördüm ki, gü…