Ana içeriğe atla

YAZIM ŞAHİDİM OLSUN

!
Eleştirilen bir daha öykü yollamıyor!
Aşkar dergisi öykü editörü Hasan Kaya'yla konuştuk.
30 Temmuz 2011 Cumartesi 12:00

Öykü beni çoğaltıyor

Merhaba, öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ete kemiğe büründüm, Akif Hasan Kaya diye göründüm. O gün bu gündür, güneşin altında Allah’ın kullarından bir kul olarak nefes alıyorum. Bundan başka bazı teferruatlar da yok değil: 1977’de Balıkesir’de doğmuşum, öykü yazıyorum, Bahadır ve Zeynep adında iki çocuğun babasıyım. Beni, İslam beldesinde, Müslümanların arasında halkettiği ve bana pırlanta gibi dostlar bahşettiği için Allah’a hamdediyorum.
Sizin için öyküde soyut kavramlar mı yoksa somut kavramlar mı kargaşa yaşar? Bu bağlamda öykü sizin için nedir?
Bir kere öykü plastik bir uğraştır. Yapma bir şey yani. Bizim kurguladığımız, elimizde yoğurduğumuz,  yıkıp, tekrar yaptığımız bir şey. Öyküye ulvi, yüce anlamlar yükleyip, bunun üzerinden yazarına da değişik makamlar bahşetmenin âlemi yok. Bundan başka diğer meseleler yazarın tercihi ile alakalıdır. Soyut, somut öykünün imkânlarından zaten. Ben yazarken bütün bu imkânları sonuna kadar kullanmaya, zorlamaya çalışıyorum.
27732Sorunuzdaki “kargaşa” kavramı konusunda da birkaç şey söylememe izin verin. Ben neden yazıyorum diye düşündüğüm zamanlarda, sizin bahsettiğiniz kargaşayı çok düşündüm. Kırılmalı, kanamalı bir süreç oldu. Hasan Aycın ve Cemal Şakar gibi büyüklerimin önümde örnek olarak beni rahatlattıklarını söylemeden geçemeyeceğim. Kargaşaya dönecek olursak; Allah varsa, Kur’an varsa kargaşa yoktur. Bu gün “kargaşa” kavramı içine sıkıştırdığımız bütün diğer arızalar müslümanların merkezden uzaklaşmalarından kaynaklanıyor. İşte ben yazdıklarımla, bu merkeze yaklaşmaya çalışıyorum. Yazdıklarımın müslümanlığıma şahitlik etmesini diliyorum. Buna hizmet etmesi için soyutu da, somutu da kullanmalıyım zaten. Okuyucu bunu hisseder mi bilemem. Ama yapmak istediğim bu. İnşallah becerebiliyorumdur.
Öyküyü içinizde çoğaltan nelerdir (buna beslemek te diyebiliriz) Okumak, sinema, müzik? Gerçekten kişi dönüp dolaşıp kendisini mi kaleme alır yoksa gözlemci ruh mu tetikler yazmayı?
Aslında, öykü beni çoğaltıyor desem daha doğru olur. Bütün okumalar öyküyü çoğalttığı kadar benim de çok işime yarıyor. Ama burada direkt bir ayrım yapamam; okuma, sinema, müzik diyemem. Hayatın kendisi genel olarak bir beslenme alanı zaten.
Bende yazmayı neyin tetiklediğini inanın bilmiyorum. Ama şunu mutlaka söylemeliyim; uzun yıllar kendi başıma uğraştım. Okudum, yazdım. Sonra elimdekilere baktım. Hiçbir şey yok gibiydi. Sonra Cemal Şakar ile karşılaştım. Benim için büyük bir olaydır. Yazın hayatımı kökünden etkileyen, değiştiren bir hadisedir. O günden sonra fark ettim ki, bütün o eski uğraşılarım boşuna değilmiş. Şunu demek istiyorum: Yazarı her şey besleyebilir. Önemli olan çalışmak, sebat etmektir.

Benim için öncelikli olan İslam’dır

Öykü yazarken sosyoloji, psikoloji, din gibi kavramlar özellikle barındırılmalı mı yoksa doğaçlama kalem bu kavramlara dokunarak yazıyor mu? Edebiyat ideoloji kaldırabilir mi?
Farklı sanat anlayışlarının doğmasının ilk ana nedeni ideolojilerdir. Sanatçı ele aldığı meselelerle arasında kuracağı ilişkiyi bu ideolojik inanışlarla temellendirmeye çalışır. Bunu edebiyat kaldır mı, kaldırmaz mı demeye çok gerek yok aslında. Bu bir gerçek, böyle bir şey var. Olmalı da zaten. Ama burada şunu mutlaka söylemek lazım; dünyagörüşü ideolojiyi sınırlar. Yani bir dünyagörüşünüz varsa, her istediğiniz ideolojiyi benimseyemezsiniz. Cemal Şakar’ın çok beğendiğim bir sözü var, “yazar sadece yazdıklarıyla değil, yazmadıklarıyla da yazardır” der. Yani dünyagörüşümüz ve ideolojimiz bizim yazdıklaraşkar19.jpgımızla birlikte yazmadıklarımızı, yazmamamız gerekenleri de belirler. Bu Müslümanca bir duruştur. Postmodern çağda, başımızı döndüren onca şey arasında, birçok dünyevi riskler taşıyan bu tavrın önemli olduğunu düşünüyorum.
Hangi kitapları takiptesiniz, neler okuyorsunuz?

Kendime göre düzenli ve sistemli okumalar yapmaya çalışıyorum. Burada uzun bir liste yapmayayım şimdi. Ama şu an elimde, Borges’le Söyleşiler (Paradigma, 2009) var.

Öykülerinizi ne zaman kitap halinde okuyacağız desek?

Kısmet diyelim. Öykü dosyam hazır sayılır. Niyet hayr, akıbet hayr.

Aşkar dergisinin öykü editörlüğünü de yapıyorsunuz. Öykü yazmaya yeni başlayanlar için neler tavsiye edersiniz?

Estağfirullah. Tavsiye edecek konumda değilim. Evet, Aşkar’a öyküler geliyor. Hepsine dönmeye, öyküleri üzerinden kısa da olsa, faydalı olma gayesiyle bir şeyler söylemeye gayret ediyorum. Ancak, bu kişilerin birkaçı hariç diğerlerinden bir daha ürün gelmiyor. Eleştirilmeyi hazmedemiyorlar. Tabi bunda internetin büyük rolü var. Dergilerden dönen öyküleri internette herhangi bir denetime tabi tutmadan yayımlayabiliyorlar. Bu bir çıkmaz aslında.
Ben sadece okumalı, çok okumalı diyecektim ama soru beni çok mu kışkırttı ne? 

Teşekkür ederiz bize zaman ayırdığınız için.

Ben teşekkür ederim.

Zeynep Delav konuştu (dünyabizim)

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…