Ana içeriğe atla

Şiir Sırası

ALİ K. METİN
(... )

İrfan Dağ'a ait "Ağzı Bozuk Barbarlık İçin Müsamaha" adlı şiirde (Aşkar-15, Temmuz-Ağustos) duyarlık ekseninde bir şekillenme gösteriyor. Dağınıklık ve buna bağlı olarak ortaya çıkan söylemsel başıboşluk, daha doğrusu söylemsel omurgasızlık durumu bu şiirin belli başlı kusurlarından biri. Ancak kavga duygusu etrafında dönen bir kısım izleksel motifler ve söyleyişlerle nispeten belli bir hissiyatın oluşturabildiğini görüyoruz. Kavgacı duyarlık, duygusal ve imgesel malzemeyi taşıyıcı rolüyle birlikte, şiirdeki gerilimi belli düzeyde tutabilecek izleksel bir dallanmayı gösterebiliyor. Mesela kavgaya tutuşmuş eğilimi, hem "iyi"lik etme ve kurtuluş, "esenlik" izleğiyle, hem "sağanaklar" altında uyuyan (aç açık) çocukların "kardeş"liği/dayanışması/kader birliği izleğiyle, hem de "tecimen" dünyayaya karşı bir düşmanlık izleğiyle temellendirilmekte. Öznenin kavgacı tutumu, birinci bölümde böyle bir somutlaştırmaya kavuşturulduğu halde, takip eden bölümlerde ne söylmesel ne de duygusal bir devamlılığı sağlayabiliyor. Kavgacı duyarlık, çevresindeki bir takım kavga/çatışma motiflerini mıknatıs gibi toplayarak şiire boca eden bir rol oynamaya başlıyor bu bölemlerde. "Irzına geçilmiş" -sokak- çocuklarının ardından "G-3"ten, "coğrafyasız şarkılar"dan, "kimliği belirsiz" ellerden çıkan "yumruk"lardan, "kafa tutan kızlar"dan art arda bahsederek, bir şeyleri ifşa etmek yerine sadece değinip geçmekle yetiniyor şair. Söymesel bir istikamet, bir eksen, bir omurga üzerinde bütünleşmediklerinden, bu ibareler eklemsiz, ilmeksiz, yüzer gezer bir yapı içinde zuhur ediyor. Bunun dışında Dağ'ın, şiirini konuşma diliyle ve mükemmeliyetçi bir ritimsel form üzerine kurma eğiliminde olduğu görülmektedir. Bu itibarla ritimdeki aksamalar daha rahatsız edici bir hâl almakta. Buna ibareler halindeki bazı gelişigüzel ve belirsiz deyişler de eklenince şiirde önemli irtifa kaybı ortaya çıkıyor: "O kadar değil mi o zaman anılacak günlerimiz olsun diye/ Diye değil olsun gerçekten ölsün hayal edilen isimsizlik/ Uzakta değil kalbinde gizlidir her G-3'ün/ Eksik kalırsak dedemin diliyle sırf meselesi olsun diye şiirin / Gebir tehlikeli bir alfabedir coğrafyasız şarkılar çal". Her şeye rağmen bu şiirin, duyarlık anlamında umut verici bir potansiyele işaret ettiğini belirtmek gerek.Son iki mısradaki  rahatlık ve güçlü deyiş biçimiyse, şairin, teknik anlamda şiirini taşıyabileceği düzey hakkında bir ip ucu verebilir sanıyorum: "Allah varsa neden korkuyoruz/Barbarlık elde edilmiş güzelliklerin müsamahasıdır".

(...)

Kaynak: Hece Dergisi 168. Sayı

Bu blogdaki popüler yayınlar

AŞKAR 39 İÇİNDEKİLER

ŞİİR

MUŞ BİZİM NEYİMİZ OLUR Özgür Ballı
İMSAKTA LOKMA HESABI Hikmet Çamcı
BURUCİYE MEDRESESİ RAHLEDE BİRİKEN TOZ Erdal Çakır
ALLAH VEKİL, TÜRKİYE VATAN İrfan Dağ
EK KIRK Aziz Mahmut Öncel
ZEMHERİ Çağrı Subaşı
SEVGİ::ODAK Muhammed Sarı
CENNETE GİDEN YOL Yağız Gönüler
"SON GÜLÜMSEME BİR ÖMRÜN ÖZETİ OLDUĞUNDAN" Cihad Özsöz
KUNDURALARIYLA ZIPLAYAN ADAM Şafak Tarhan
KENAR Yasin Fişne
İFTİTAH Eyüp Aktuğ
BEN Kİ Eray Sarıçam
ŞİİRİ SEV, TÜRKİYE'Yİ KORU Ali Yılmaz
ROMA YALNIZ SURLARIYLA YÜKSELİRKEN Merve Parlak
15 TEMMUZ Yunus Emre Altuntaş
SÖZÜN SONBAHARI İdris Ekinci

HİKAYE

YALAZA Mukadder Gemici
KADERİN DÖNGÜSÜ Erol Yıldırım
KUTSANMIŞ Metin Çalı
MİSKET’İN SÜEDA’SI Hafsa Esen

SÖYLEŞİ

İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK I
Şair Şafak Tarhan
İÇİMİZDEN SÖYLEŞTİK II
Cihat Özsöz

TAARRUZNAME

KALANLAR Aziz Mahmut Öncel
BENCE Özgür Ballı
ŞİİRİN YERİNİ BULMAK Sırrı Can Kara
MESÛLİYET MESELESİ
KÖLELİĞİN AZARLANIŞI veya GÖSTERİŞSİZ GÖSTERİ İdris Ekinci
NE İÇİN GELDİK, NEREYE GİDİYORUZ? Merve Yüksel

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE

MÜZEYYEN ÇELİK’LE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ: Hatice Ebrar Akbulut
Hayatımda güzel olan ne varsa öykü de orada. Ben uzunca bir süredir her şeye öykü olarak bakıyorum.”
Sizi öykü yazmaya yönelten şey neydi? Beni öykü yazmaya yönelten şey öncelikle şiir yazamıyor olmaktı; bunun dışında tesadüfen yazdığım şey öykü oldu ve ben öyküye öyle başladım. Yani artık öykü yazmalıyım şeklinde planlı bir durum değildi. Şiiri içimde hissetsem de onu yazamadım ama öyküyü yazabildim. Sanırım olay bu. Hikâye anlatmayı çok seviyormuşum meğer. Hatta ben hikâyeler anlatmak için yaratılmışım. Öğrencilerim de derslerimin hikâye kısımlarından çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca öykü şiirden daha sağlam bir liman.
Hangi öykü yazarları ve hangi öykü kitapları sizi etkiledi? Sabahattin Ali tüm öyküleriyle beni etkiledi. Refik Halit Karay- Memleket Hikâyeleri, Mustafa Kutlu Beyhude Ömrüm, Abdullah Harmancı-Muhteris, Orhan Duru-Bırakılmış Biri, İzzet Yasar- Camdan Mezbahalar, Necati Tosuner, Cemal Şakar, Mehmet Kahram…

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE

ÖYKÜ EDİTÖRÜMÜZ AKİF HASAN KAYA İLE KONUŞTURAN: Aşkar Dergisi
Yazarın yakın zamanda çıkan Uzun ve Lacivert Günler isimli öykü kitabı ve öykücülük serüveni üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
"Aslında bütün derdim ele aldığım meseleyi hakkıyla anlatabilmek. Bunun için uğraşırken dediğiniz gibi bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Öykünün öncelikle bir imkân olduğunu düşünüyorum. Hem de yabana atılmaması gereken önemli bir imkân."

301 ve Sınır isimli öyküleriniz bir acıyı omuzlamakta, gelip geçmeyen ortak gerçekliğimiz ölüm ve vicdan kavramlarına dokunmakta. Bütün bu sınırların arasında "insan" sizin öykülerinizde neye tekabül ediyor? İnsanı öykülerimde özellikle bir şeye tekabül ettirmek gibi özel bir gayretim yok açıkçası. Ama bahsettiğiniz duyarlılıklar yükselince böyle bir algı elbette oluşuyordur. Bu ve benzeri öykülerime çağının tanığı olmak zaviyesinden bakılabilir. Basit, sıradan ve maalesef çok etkisiz bir çaba. Böyle olduğu halde yazmaya devam ediyorum çünkü e…